Yaşamınızı baştan yaratabilirsiniz
Hiçbirşey için geç kalmadınız
Bu sözler olumlu düşünce veya temmeni değil
Hayatınızın gerçeği…

 

 

 

Değişim Nerede?

 

Uzun yıllardır, asırlardır, hayatımızda yaratmayı arzuladığımız değişimi dışımızda aradık. Orada, bilinmeyen, hiç gelmeyen bir gelecek noktasında idi mutluluğumuzun garantisi.

 

Dışımızda yapacağımız bir değişiklikle hayatımızın değişeceğine inandık. Evler, şehirler, meslekler, ülkeler, eşler, işler, arkadaşlar bu düşünce ile değiştirildi. Giyim şekli, saç şekli, görüntüde yapılan değişiklikler günlük hayatların bir parçası oldu. İçimizdeki boşluğu, adını koyamadığımız, anlam veremediğimiz yetmeme duygusunu, dışarda birşeyler değiştirerek doldurabileceğimize inandık. Sonuçlar bize kısa süreli rahatlamalar sağladı ve her zaman kendimizi başladığımız noktada bulduk. Oyuncular değişiyor, sahne ve dekor değişiyor ve oyunun senaryosu değişmiş gibi görünse de hiç değişmiyordu.

 

Bu herkes için böyle. Herkes için aynı. Sebebi de kendimizden uzaklaşarak yaşamaktan, cevapları dışarıda aramaktan başka bir yol bilmiyor olmamız. Hayatımızın, mutluluğumuzun iplerinin dışarıda bir kişinin, bir olayın, bir sonucun,bir başarının, bir maddenin elinde olduğuna inanmamız. Kendimizi eksik sanmamız ve eksiğimizin bir şekilde, bir gün dışarıdan tamamlanacağını zannetmemiz.

 

İnanç böyle olunca doğal olarak her zaman dışarı bakar oluyoruz. Bakacak başka yer bilmiyoruz ki. Bütün cevapların bizde, içimizde olduğuna inanmak biraz zor.

 

Evde, okulda, daha sonraları çalışma hayatımızda bu öğretildi bize. “Başkalarının durumuna bak, kendini onlarla kıyasla, örnek al, etrafın seni nasıl algıladığına önem ver. Senden beklenen, sana öğretilen şekilde davranmaz, şartlanmalarından biraz uzaklaşırsan başkaları, herkes ne der”

 

Herkes ne der?

 

Bu soruya esir olmamanın yolları.

 

Bize çocukluk yıllarımızda öğretilen ve o günlerden beri etkisinde olduğumuz bir düşünce şekli.Hayatları karartan, esaretlere sebep olan, bizi bizden uzaklaştıran ve orada, kendimizden uzakta tutan kısa ancak içeriği çok büyük bir soru.

 

Herkes ne der?

 

Herkes kim? Hangi herkes? Bütün dünya bir anda benim hayatımı mı takip ediyor? Nasıl davranırsam memnun olacak peki bu herkes? Kimler benimle ilgili fikir birliğine vardı? Memnun edeceğim, veya memnun olmayıp da neler diyecek olan kim? Hepsini birden nasıl memnun ederim? Bu nasıl mümkün?

 

Birey olmaktan bunu anladık. Başkalarının bizi nasıl algıladığı. Başkalarının bizim için neler düşündüğü. Bunun neticesi olarak da doğal olarak başkalarına, dışarıya bağlantılı yaşamaya başladık. Önce annem babam ne der, daha sonraki yıllarda ögretmenlerim ve arkadaşlarım ne der, ilerleyen yaşlarda iş arkadaşlarım, patronum, eşim, arkadaş grubum, sosyal çevre ne der?

 

O kadar uzun süre ile uyguladık ki bu davranış şeklini, zaman içinde “Ben ne derim” sorusunu ve bu sorunun cevabını bilmez olduk. Varoluşumuz, başkalarının üzerine yansıyan bir varoluş hali oldu . Kendimizi başkalarıının üzerine yansıyan görüntümüz olarak algılamaya başladık. Üzerine yansıdığımız her ne ise o belirleyecekti değerimizi, gücümüzü, yaşamımızın anlamını. Bu algı şeklinin sonucu olarak da doğal olarak başkalarının yorumlarını, bizi algılayış şekillerini takip eder olduk . hayatımızda onlar olmazsa biz de yok olacaktık.

 

Bu düşüncelerin esiri olarak yaşlamak çok zor ve yorucu. Bunu artık biliyorum.

 

Bundan kurtulanın yolu nedir? Ben nasıl özgür olabilirim. Kendi hayatımı kendimce, kendi dilediğim gibi, kendim olarak nasıl yaşayabilirim? Bu yeni benden korkmamam,yakın çevremin özgür halimi çok sevip kucaklayacağını anlamam ve bunu kendime göstermem için ne yapmam lazım?

 

Bu soruların cevabı ve bunu kendim için deneyimlemenin yolu “Çalışma”dan geçiyor.

 

Çalışma’ya hoşgeldiniz.